Sergide yer alan fotoğrafım, kızımın bu fotoğraftan etkilenerek yazdığı yazı ile birlikte sergilendi.  

Yeni Sergisi / 20 Aralık 2013 - 31 Ocak 2014 / Park Art Istanbul Galeri

Bildiğiniz gibi Gallery Park Art İstanbul olarak açıldığımız günden beri çeşitli farkındalık, maneviyat ve sanat etkinlikleri düzenlemekteyiz. Bu sefer yeni karma sergimiz aracılığıyla "Yeni" ye "modern" veya "çağdaş" anlamında etiketler kullanarak değil de, "Yenilik" anlamında, hani dünya ile kendi farkındalığımız arasındaki eşsiz bir buluşma gibi, evlilik gibi bakıyoruz.. Bir anlamda her anın kayda değer bir anlam içeren yapayalnız duruşundaki kesinlikten bahsediyoruz.

Bir gün doğumunu fark etmekten, ondaki yeniliği, biricikliği görmek için, hani daha önce bu doğuşun aynısı görmediğimizi bilerek, doğuşun gerçekliğine kendimizi açarak bakmak. O anda ölerek, içimizdeki bir şey ile gün doğumunun tazeliğindeki, kokusundaki, rengindeki, o andaki biricikliğinin birleşmesinin bizde yarattığı hayrete dalarak.. Tap taze bir bakışla bakmak..

Bu nedir? Bu biricikliği algılayan, gören, içimizde dalgalanan hoşnut tanışıklığı yaratan nedir? Belli ki otomatik bir bakış yerine, sevgiyle, açık bir algıyla; kişisel bir yargı belirlemek amacıyla değil de herşeyin kendine has biricikliğini bilerek, gerçekten hissederek, onunla bir olarak, hayrete davet ediyor bizi YENİ.Bu yaşamımızın her anında da yok mu? Niçin göremiyoruz?

Yeni Karma Sergi tam da bunu hatırlamak için düzenleniyor işte..Sergi 20 Aralık 2013 19:30'da çağrımıza cevap veren 20 sanatçı ile birlikte bir kutlama ile açılacak ve 40 gün devam edecektir.

Fotoğrafla birlikte sergilenen yazı

Güneşi Tatmak

Güneş bazen o kadar güzel, o kadar can alıcı gelir ki ağzınız açık kalır. İnanamazsınız gözlerinize. O anlarda güneş güneş olmaktan çıkar; bambaşka bir şeydir o artık. Ne dünyamızı ısıtan devasa bir ısıtıcı, ne de birbirimizi görmemizi sağlayan ışık kaynağı...
Çünkü ışığı o kadar yumuşak, o kadar şefkatli, o kadar narin huzmeler halinde iner ki yeryüzüne, onu o kaba sınıflandırmalarla sınırlamak, belli bir kalıba sokmak istemezsiniz.
Yapraklara yansıdığında yapraklar, gelen ışığı çekerek renklerine renk katarlar. Bir zamanlar kahverengi gibi durgun bir rengin hakimi olan yapraklar artık canlanır; yeşil, kırmızı ve sarının hakimiyetini kazanırlar.
Çalı çırpıya yansıdığında, solmak üzere olan otlar, adeta ömrünün son gösterisine çıkan bir sanatçı gibi, son bir kez ışıldama şansı yakalarlar. Bu, bütün ilginin onların üzerinde olduğu son andır.
Sincaba yansıdığındaysa sincap, bu kıymetli ışıktan yayılan o güzel sıcaklıkta, güneşin o anaç dokunuşunda mayışarak, tereddüt etmeden tatlı bir ilkbahar uykusuna yatar. Güvenli ellerde olduğunu bildiğindendir bu rahatlığı.
Serçe aydınlanan güne merhaba demek adına, bildiği en güzel notaları şakımaya başlar; çünkü güneş hak etmiştir onun şarkısını ve ona, yalnız ona ithaf edilmiştir bu değerli şarkı.
İnsana değdiğinde bu ışık, insan doğaya selam verircesine, mutlulukla gülümser. Dünün hesaplaşmasını yapmayı bıraktığı gibi, yarının endişeleri de unutulur gider. O an sadece mutlu olduğu için mutludur ve insan, bu mutluluğa sıkı sıkı tutunur.
Bunları yakalayabilmek, o anların güzelliğine ve saflığına şahit olabilmek içinse tek yapılması gereken güneşi görebilmektir. Güneşi görüp yakalayabildiğin, onu anlayabildiğin zaman onun getirdiği o mutluluğu, rahatlığı ve neşeyi de görebilir, ancak o zaman o duyguyu tam anlamıyla tatmayı başarabilirsiniz.
Yazan: Ezgi TÜLÜ
18, Ekim 2013

Copyright © All rights reserved.
Using Format